'Yeniden ayağa kalkacak olan Yugoslavya, tekrar tarihteki onurlu yerini alacak ve o büyük birlik yeniden sağlanacak.'

Makedonya, 1980’de Tito’nun ölümünden sonra parçalanan Yugoslavya’nın bölünen en önemli yapı taşlarından birisiydi. 19 Kasım 1991’de bağımsızlığını ilân ederek, Yugoslavya devletinin üniter yapısının darmadağın olmasına neden olan ilk parça oldu. ABD ve AB, vurucu gücü haline getirmiş olduğu NATO ile saldırıları başlatmış ve bu saldırıları yoğunlaştırarak bölünmeyi çok acımasızca yönetmişti. Böylece dünya mazlum ülkeleri için en çarpıcı örnek oldu. Artık bu aşamadan sonra bütün ezilen uluslar, etnik ayrımcılığın en vahşi uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaya başladı.

Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Bosna-Hersek, Karadağ ve Makedonya şeklinde 1991-1992 yılları arasında bölünerek, Yugoslavya halkının etnik, mezhepsel, dini ve dil açısından bir iç savaşa sürüklenerek büyük acılar içerisinde kalmasına neden oldu. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Sırbistan’da da, Voyvodina ve Kosova diye iki otonom bölge kurdular. Binlerce insanın kanını, canını aldılar. Ortaya çıkan acı tablo; insanların acılarına ağıt yakmasından, kanlı topraklara çiçek koymasından ve yitirdikleri evlâtlarının yasını mumlar yakarak, yüreklerini dağlayarak feryat etmesinden başka bir seçenek bırakmadı.

Bu acılar neden, ne için ve kimin adına yaşandı? Hiç sorgulanmadı. Oysa etnik, mezhep ayrımcılığının doruğuna çıkılarak bir iç boğazlaşma yaratıldı. On yıllardır kardeşçe yaşarken bir sorun yoktu. Öyleyse bu canilikler hangi emperyalist emeller üzerine kuruldu? Bütün bunları sorgulayabilen, sorgulanabilecek ortam hızla yok edildi. Sonunda boğazlaşma kaçınılmaz hale geldi ve ülke Tito’nun o eşsiz liderliğinden sonra bölünüp gitti.

İŞSİZLİK VE YOKSULLUK

Bölünmede öncü rol oynayan 25 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip ve 2 milyon nüfuslu bu küçük ülke Makedonya, bugün tekrar bölünmenin eşiğine gelmiş durumda. Hâlâ Makedon-Arnavut etnik gerilimi tırmandırılarak işsizlik ve yoksulluk sorununun üzeri örtülüyor. Almanya, AB ve NATO’yu da yanına çekerek, Haziran 2017 seçimlerinde destekledikleri Zoran Zaev’in Sosyal Demokratlar Birliği (SDSM)’nin iktidara gelmesini sağladılar.

 

Makedonya, asgari ücret yönünden bölgesinin en düşük işçi gelirine sahip bir ülkesi. İktidar cephesindeki yolsuzluk olaylarının doruğa çıkması en büyük sorun. Zaev’in bu kamburu sırtından atabilmesi ise şimdilik pek olası görünmüyor. Halk bu durumdan son derece şikâyetçi ve faturayı yönetime kesecek gibi... Bu arada AB ülkeleri Fransa ve İtalya’nın yatırım sözü vermeleri, sıkıntıları hafifletmeye yetmediği gibi, bu sözlerin havada kalması umutları söndürüyor. Zaev’in başını ağrıtan en önemli sorunlar kamu kurumlarındaki yolsuzluk, rüşvet, suiistimal ve partizanlığın devleti kemirmeye devam etmesi olarak görülüyor.

Makedonya’nın gündeminde önemli bir konu da AB üyeliği. Bu süreç kapsamında bir dizi paket devreye sokulmuş durumda. Bunlar daha demokratik bir parlamento, yargı ve kamu idarelerinde reform, devlet yönetimini sağlıklı kılmak, medya özgürlüğünü genişletmek ve özelleştirmelerin tamamlanması... Bunlar isteniyor. Bize de pek yabancı olmayan ve bitmez tükenmez istekler...

ABD VE AB ETKISI

Bütün bu koşulları Zaev, tereddütsüz benimseyerek AB biletini hedefine yerleştirmiş görünüyor. NATO’ya üye olmayı da avantaj olarak görüyor. Bölgede rekabet de durmuyor... Bu arada Rusya, tüm bölge ülkeleri arasındaki gücünü arttırmayı, özellikle Sırbistan ile ekonomik ve askeri açıdan işbirliğini geliştirmeyi kesintisiz sürdürüyor. Zaev, Makedonya’nın kurtuluşunu Almanya hegemonyasına girmiş olan AB’de görüyor. ABD’nin bölge üzerindeki emperyalist emellerinin ayırdında olmadan, doludizgin peşinde sürüklenmeyi tercih ediyor. Masada duran bölge sorunları ise hâlâ çözüm bekliyor. Arnavutluk, Yunanistan, Kosova ve Bulgaristan’la olan sorunlarını aşamaması, Atlantik ve Avrupa eksenine daha hızlı bağlanma isteğini engelliyor. Bir de buna Yunanistan’ın rezervleri eklenince Makedonya, varlık sorunuyla karşı karşıya kalıyor. İçerideki Arnavut asıllıların sorunlarına çözüm bulunamaması ise bütün sıkıntıları katlayarak büyütüyor.

YUGOSLAVYA’NIN YENIDEN KURULUŞ SANCILARI

Böyle bir durumda, Makedonya’nın tekrar federalleşeceği ve bölünmeye doğru yol alacağı ileri sürülüyor. Toprak bütünlüğünün bile tartışılır olduğu gündemden düşmüyor. Bulgaristan, Yunanistan ve Arnavutluk kapıda bekler durumda... Ülke yönetiminin zayıflaması parlamentoya da yansıyor ve milletvekillerinin birbirine girmesine, kavga-döğüşün zirve yapmasına neden oluyor. Başkan Zaev bile kavgadan nasibini alıyor... Bu kadar çelişkiyi bu küçücük ülke kaldırabilir mi? İskender’in, Mustafa Kemal Atatürk’ün çıktığı bu küçük ülkede, yeni halk ayaklanmaları, devrimlerin öncülüğünü yapabilir mi, bilinmez? Ancak bilinen bir bir şey varsa, o da ABD’nin ve Batı’nın kurduğu tuzaklar bozuldukça, tükenen ekonomi devrim sancılarını tetikledikçe ve halkın kalbindeki Tito’nun ruhunun hâlâ yaşadığı gerçeği oldukça, yeniden ayağa kalkacak olan Yugoslavya, tekrar tarihteki onurlu yerini alacak ve o büyük birlik yeniden sağlanacak.

Kaynak : https://www.aydinlik.com.tr/makedonya-ab-ve-abd-kiskacinda-ozgurluk-meydani-mayis-2018 

Turkish Bosnian Bulgarian English Greek Macedonian Romanian Russian Slovenian

Sponsorlarımız